İyi geceler olsun birazdan uyuyacaklara, uyanmak üzere olanlara da günaydınlar... Uzun zaman oldu buraya yazmayalı, şarkı paylaşmayalı kısacası bir şeyler eklemeyeli...
Bilmem belki de birikmesini bekledim bir şeylerin. Kafanı dağıtmak ile toparlamak arasındaki ince çizgide gidip gelen bir hayatta bir şeyleri beklemekten de başka çare kalmıyor bazen. Meşguliyetlerin, dertlerin, tasaların, yükümlülüklerin, hayallerin, korkuların, umutların, acıların, hatıraların, kaygının, hastalığın, güzelliğin, çirkinliğin, aşkın, aşk acısının, sevincin, zaferin, yenilginin, kurtuluşun ve yok oluşun ne zaman gelip gelmeyeceğini bilemeden yaşarken dünyada, bir an gelir ve dünya durur.
Yaşam ve yahut ölüm ... Bundan ibarettir aslında her şey. Yukarıda saydığım her şey bir şekilde yaşama ve ölüme bağlantılıdır. Hayat bizi yaşatır ve ya öldürür. Peki kim kazanır ? Kim kaybeder ? Yaşayan mı ? Ölen mi ? Ölüm nedir ? Tabuta giren kaybeder mi ? Ya da zengin olan kazanır, yaşar mı ?
Değerlendirmeler, etiketler, yargılar ve bla blalar ... Herkesin dünyası kendini yakar, dışardakini imrendirir. Kimse kimseyi anlamaz. Empati kurmaz. Anlamaya da çalışmaz. Kimse şükretmez haline ya da kimse ... Kimse düştükten sonra ayağa kalkmaz... Kalkanlara ne olur ? Tekrar düşerler ... Tekrar ayağa kalmak için... Ama bunu da kimse anlamaz ki ... Kimse kimse için 3 günden fazla üzülmez. Kimse aynı şekilde sevinci de paylaşmaz. Herkes kendi hayatına geri döner.
Bu dünyaya ne bıraktığın yine kendinle alakalıdır. Bir kahraman ne kadar kurşun yer ? Ya da bir cani ne kadar hayata kast eder ? Hayat bazılarımız için 60 saniye kimisi için ise 60 yıl. Hiç bir zaman yeterli olmaz ama bu süre. Yaptıklarımızın kaynağı nedir ? Bizi hayata tutunduran şeyler kalıcı mıdır ? Hayat neden hep tersodur ? Ütopyalar neden hep gizli saklı bir yerde tutulur ? Hayallerini paylaşan insan neden üzülür ? İnsiyatif alan insan neden pişman olur ?
Kısacası hayat bir kumardır. Attığın adım seni doğru yerde sonuçlandırsa da, o doğru yer bir zaman sonra hayatının en büyük hatasına dönüşebilir. Bir zaman ki mutluluk yerini mutsuzluğa terkedebilir.
Hayat küstahtır. Verdiğin her şeyi bir hiç gibi kenara atabilir ... Hayat ... Hayat hayattır. Paran da çözemez bazen her şeyi. Güzelliğin de zekan da ... Çözülemeyecek problemler vardır hayatta ... Es geçilebilecek de ... Problemler aşılmak için değildir bazen, sonra çözmek için vardır. Hayat akar gider, problemler hep sabittir. Aşk, aile, iş, para, saadet, huzur bunlar hep problemdir. Etkenleri ve edilgenleri vardır. Kimi zaman anahtar senin elinde değildir. Kimi zaman ise sen anahtarsındır.
Pandora'nın kutusu bazen açılmalıdır. Bazen o kutu hiç açılmamalıdır. Kim karar verir ? Geriye baktığında ne gördüğündür hayat. Ondan ibarettir...
Hayat senin arkandan anlatılan bir hikayedir. Şöyledir böyledir. Çetrefillidir. Kurnazdır. Bazen vefakardır, bazen ise riyakar. Kısacası hayat anlaşılamaz, tıpkı kadınlar için dedikleri gibi ... Kısacası hayat vahşidir, canidir, güç hegomonyasındadır, tıpkı erkekler için dedikleri gibi ... Kısacası hayat masumdur, tıpkı bebekler ve çocuklar için dedikleri gibi ...
Hanginize ulaştı bu yazdıklarım ? Hanginiz bir şeyler buldunuz burada ? Eminim hepiniz bir şeyler buldunuz... Peki niye yazdım ? Sadece canım böyle istedi ... Bunu yazmak elimdeydi ve yazdım. Beğenilme beğenilmeme korkusu olmadan, banane yorumlardan diyerek. Her şeyi bildiğimiz fakat en ufak bile bilgimiz olmadan yaşadığımız bir hayat bu sadece, her şeyin elimizde olup bir anda kaybettiğimiz bir yaşam sadece bu. 60 saniye sonra ne olacağını hala bilemediğimiz, kehanet güçlerine hala naif olamadığımız bir dünyadayız. O zaman ....
O zaman .. Bilemiyorum o zaman ne demeli, ne yapmalı, ne düşünmeli ve istemeli. Birisinin laneti bir başkasının mucizesi ise, bir yerde hayat öteki sokakta ölüm varsa, mutluluk ve keder birer ikiz kardeş gibiyse ?
Hareketsizlik bile bir harekete tepkiyken, insanların senden ne yapman gerektiğini belirten lafları dur durak bilmezken, gönlünü açmaktan, hayallerini paylaşmaktan, düşmüşken bir yardım eli beklemekten ve bla blalar ... 6 milyarda 1 sin ... Yaşa yaşayabildiğin kadar , yaşat yaşatabildiğin kadar. Öldürme ... Mahvetme ... İğneyi de çuvaldızı da kendine batırmak varken, biraz kahramanlık yapabilecek durumdayken, ölüm vermenin kolay yaşam vermenin zor olduğu bu dünyada zoru seçmek varken ... Kolay olanı yapma ...
Ölme, vazgeçme, yoketme, kirletme, ihanet etme, umudunu kaybetme ... Yaşat, mutlu et, faydalı bir şey icat et, kendine güven, karşındakine de güven, başar, inşa et, hayal et ... En kötü ne mi olur ? Bütün söylediklerimi tersine anla, yok et öldür ve bla bla ... Ve bekle bir gün herkesin senin gibi yapmasını ... Bir gün artık herkesin senin gibi olmasını ... En fazla ne kaybedersin ? Ölür ve öldürürsün ... Bununla yaşarsın, zarar vererek mutlu olacaksan, çalarak, kirleterek, korkarak, yok ederek ... Bununla yaşayabileceksen ... Yaşamalısın da .. Başkalarının ölümü senin yaşamınsa yaşamalısın ...
İyilik yaparsan ne kaybedersin ? Çok ? Bırak kaybetmeye devam et ... Başkalarının mutluluğu seni ölüme itiyorsa, yalnız kalıyorsan, anlaşılmıyorsan ... Bırak öyle kal, demek ki dünya senin yerine kötülüğü seçmiş kazanan olarak ... Yapabilecek bişey yok, eğer kötüler vicdan azabı çekiyorsa ... Er ya da geç başlarına geleni hakediyorlarsa ... Bırak iyi kal, kazanan yok bu oyunda... Ama maçın güzel hareketleri var ... Herkes kupayı alanı hatırlar, finalist unutulur derler ya ? Merak etme, finalistleri hatırlayanlar da var ...
Günaydın sana ...
İyi geceler sana ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder