Tek içerim ben mesela. Masa kurulsun isterim hani ama genelde tek başıma bulunurum o masada. Saatim de belli olmaz, kimsenin keyfini bekleyemem çünkü. Gün de ayarlamam, içmek istiyorsam içerim. Hali hazırda bir viski şişesi bulunmalıdır elimin altında derim. Yine yalnız kaldık sanırım.
Kahvaltı akşam yemeği falan yıllardır hazırlaya hazırlaya ustalaştık bir derecede. Bunları da tek başıma ifa ediyorum sürekli. Yemek yapmayı severim, paylaşmak göstermek de isterim ama ne bileyim yıllardır tek otururum o masaya napalım.
Yürüyüşe, koşuya, alışverişe, fatura ödemeye, okula, akrabalarıma hep tek giderim, tek kalırım. Eniştemlerde bile odam var onlarla bile çok oturmuyorum diye.
Arkadaşlarım hayat perspektifi çizmişlerdi bana. Şu ana kadar onların yolundan ilerliyorum gibi duruyor. Yalnız olcaksın demişlerdi, zevk alıcaksın bundan, vazgeçmek istemiceksin diye de eklemişlerdi. Sanırım onları haksız çıkarmıyorum. Çıkarmak da istemiyorum belki. Alıştım böyle. Paylaşamamaya ... Çünkü çıkmadı şöyle bir tane layık. Farklı biri. Klasik türk erkeği bakışında değilim. Renkli gözlü sarışın olsun falan. Ben adonis miyim ki bir tane victoria's secret talebinde bulunayım.
Sanırım yalnızlığımı bitirecek kişi gelene kadar bu rutin devam edicek. Bol jazz lı bol blues lu country li indie li rock lı folk lu classic li, bol sinemalı, burton lı spielberg li kubric li ... İdare ediyorum bunlarla şu anlık.
Heh bir de arada provasını yapıyorum, başarılı olayım diye ... "Milady... Oh heavenly blessed beauty, whose inner beauty is simply divine and everlasting, I would love to be your knight in shining armor."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder